Satranç Bağlantıları
Ateş Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ateş Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Ağustos 2014 Pazartesi
FM Ateş Ülker'in ilginç hikayeleri
Dr. Ateş Ülker hem eski Türkiye Şampiyonu hem de Fide Master'dır. Satranca tutkuyla bağlı olan Ülker'in belli dönem 3 azılı rakibi vardır. Dernekte 80'li 90'lı yıllarda şunu sıklıkla tekrarlar: "Ben dünya gezegenine 3 kişi için geldim: Adnan Şendur, Turhan Yılmaz ve Can Yurtseven" Bu üç rakip yaşça ondan küçüktür ve özellikle oynadıkları yıldırım oyunlarda da ondan iyidir ama o onlarla oynamaktan çekinmez. Genelde rakipleri iddialıdır ve Ülker'i küçümseyen yorumlarda bulunurlar buna rağmen fazla tepki göstermez. Oyun veya demet kazandığında bıyık altından güler ve "I am a poor man, sometimes gol atar man" yorumunu yapar.
Can Yurtseven'in camiadan ayrılmasından sonra rakibi ikiye düşer. IM Turhan Yılmaz da uzaklaşınca yegane rakibi Adnan Şendur'dur. Onun en büyü zevklerinden birisi Şendur'u adeta çıldırtmaktır.
Son zamanlarda bir dönem Adnan Şendur ile de oynayamayınca forum ortamlarında fırtına gibi esmiştir. Forumlarda yazdıkları ansiklopediler uzunluğundadır.
Ülker pek çok İSD hikayesinin de tam ortasında rol alır. Örneğin bir defasında genç ve çılgın Yurtseven nefesini uzunca süre tutabileceğine dair birisiyle iddiaya girer. Ülker de seyircidir. Yurtseven nefesini tutar da tutar. Dakikalar geçer, morarmaya başlar ama nefesini tutmaya devam eder ve pat diye bayılıp yere düşer.
Dr Ülker'in müdahale etmesini bekleyenler sadece onun nasihatini duyar: "Olacağı buydu zaten."
Bir başka hikayede Ateş Ülker İstanbul Satranç Derneği'ndeki turnuva oyununa gitmektedir. Otobüse rakibi Abdullah Vatansever de biner. Ne var ki trafik inanılmaz şekilde tıkanıktır. Dernek ne çok uzak ne de çok yakındır. Abdullah Vatansever "Ateş bey ben tura yetişmek için koşacağım. İstersen sen de gel" der. Ülker "Valla ben koşamayacağım" deyince Vatansever koşup, oyuna yetişir ve kazanır. Hani satranç fiziksel spor değildi? :)
Bu arada Ateş Ülker'in körleme satrancı çok kuvvetlidir. Aynı anda 6 kişiye karşı oynayıp başarılı olan ilk Türk satranççısıdır.
1 Ağustos 2014 Cuma
Hacivat ve Karagöz satranç oynasaydı nasıl olurdu?
Hacivat ile Karagöz'ü aklınıza getirin. Tabii yeni nesil için bu ikili çok şey ifade etmeyebilir ama Hacivat ile Karagöz'ün satranç oynadığını düşünün ve neler olabileceğini tahmin edin. Kahraman Tovim ve Ersinan Özkan neredeyse Hacivat ile Karagöz'ün satranç dünyasındaki olası halleri gibiydi. Komedi unsurlarında zıtlıklar ve zıtlıkların yarattığı durumlar kahkaha unsurlarını destekler. Hacivat kültürlü, Karagöz ise cahildi. Hacivat soğukkanlıydı, Karagöz ise çabuk kızardı. Satranç dünyasında da Kahraman Tovim şişmandı, Ersinan Özkan ise zayıf. Tovim'in sinirleri sağlamdı, Özkan'ınki ise zayıf. Tovim çok iyi eğitim görmüştü. Rober Koleji mezunuydu ve Fizik eğitimi almaktaydı. Özkan ise uzun bir eğitim almamış, çalışma yaşamına erken girmişti. Tovim bir sürü dil bilirdi ama Özkan'ın bildiği yegane dil Türkçe idi. Tovim çok konuşur ve rakibinin taciz eder, sinirlerini bozardı. Ersinan Özkan ise az konuşur ama yeri geldiğinde taşı gediğine koyardı. Komedi filmi çekilmek istense bundan daha iyi bir ikili olamazdı. Daha eskilere Lorel ile Hardy'yi de hatırlatmıyorlar değildi.
Karakterleri biraz da olsa tanıdık. Bu ikilinin İstanbul Satranç Derneği'ne yegane gelme sebepleri birbirlerini yenebilmekti. Kazanan büyük bir coşkuyla eve döner kaybeden ise yarınki maçı iştahla beklerdi.
İkili yıldırım satranç oynardı ama Kahraman Tovim daha güçlü olduğu için avans verirdi. Örneğin Tovim'in 2 dakikası varken Ersinan 5 dakika ile oynardı. Oyunlar demet şeklinde oynanırdı. Yani 6 galibiyete ulaşan kazanırdı. Tovim'in en büyük kozlarından birisi ile rakibinin zayıf sinirlerini bozmaya yönelik taktikleriydi. Oyunda konuşma serbest olduğu için rakibi küçümseyen konuşmalar sık yapılırdı. Örneğin Kahraman Tovim bir piyon mu kazandı, hemen aşağılayıcı konuşmalara girişirdi. Devamında gelen hatalar da işini kolaylaştırırdı. Bu arada oyunların parasına oynandığını da belirtelim. Yüksek bir paraya oynamıyorlardı ama rakibin parasına el koymak ayrı bir gurur ve dalga geçme kaynağıydı.
Yine bir gün bu ikili satranç oynarken Tovim rakibinin iyice sinirlerini bozmuştu. Ne var ki o oyunda da Ersinan çok iyi konumdaydı. Herşey lehineydi. Bu sırada Kahraman Tovim tahtanın dışında duran veziri aldı ve sert bir şekilde önüne koydu. Bu birazdan vezir çıkacağım onun için hazırlık yapıyorum anlamına gelirdi. Oysa ki bırakın vezir çıkmayı Tovim2in geçer piyonu bile yoktu!
Ersinan'ın sigortası atıverdi. Hakemin müdahale etmesini rakibin manyel yaptığını (manyel: satranç oyununda rakibi rahatsız edici davranış) söyledi. Artık aralarında o kadar gerilim olmuştu ki Eski Türkiye Şampiyonu Ateş Ülker'i hakem olarak atamışlardı.
Ateş Ülker "Vezire çıkmak için kandidat var mı?" diye sordu. Yani vezire çıkmak için aday piyon var mı diye öğrenmek istiyordu. Tovim hemen açıklamaya girişti. "Ateş abi, şu anda geçerim yok ama kalemle şöyle gelip isteyeceğim ve sonra piyonu alıp veziri çıkacağım." Ersinan kendini çok haklı gördüğü bu durumda Tovim'in bu ateşli açıklamalarıyla üstünlük elde etmeye çalıştığını görünce bir anda çıldırıverdi ve "Ne kandidatı ulaaan!" diyerek naralar attı ve Vatan abinin ünlü korkutucu salam bıçağını kapıverdi. Neyse ki araya girenler durumu sakinleştirdi.
Ertesi gün ikili hiçbir şey olmamış gibi mücadelelerine devam ettiler.
Yeri gelmişken Karagöz ve Hacivat ile Satranç Öğreniyorum kitabının Broy Yayınevi tarafından basıldığını da söyleyelim.
Ve son olarak "Hacivat ile Karagöz Neden Öldürüldü" filmi de güzeldir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

