Satranç Bağlantıları
9 Ağustos 2014 Cumartesi
"O seni seviyor!"
Hikaye bu ya Cemil Karabağ yerinde duramayan, konuşkan, iddialı, çapkın bir satranç ustasıdır. Belli bir dönem İstanbul Satranç Derneği'nde de oynar Cemil Karabağ. Pek çok diğerleri gibi dernekte yatar kalkar adeta. Zaten İstanbul Satranç Derneği'nde yetişen oyuncular ancak belli yerlere gelebilmektedir.
Karabağ ile ilgili çok hikaye vardır. Artık avanslı oyunlar mı dersiniz, yaptığı şakalar mı.. Veya tırnaklarını oyun esnasında köküne kadar yemesi mi? Ayrıca oyun esnasında bazı oyuncuların yaptığı gibi titremesi de akıllarda kalanlardan.
Ne var ki onun ilginç hikayeleri pek çok zaman kadın peşinde koşmaktan çıkmaktadır. Bir defasında TSF kısıtlı imkanlarla yurt dışına gençler turnuvasına gönderir. 20-30 yıl önce yurt dışında oynamak gerçekten zor iştir.
Karabağ orada misafir bir ailenin yanında kalır. Ve kısa bir süre sonra ailenin genç kızına asılmaya başlar. Kız da ona ilgi gösterince işler ciddileşir. Yalnız ufak bir pürüz vardır çünkü kızın bir de erkek arkadaşı vardır. Karabağ bu durumu biliyor mu belli değil ama bilse de kendini frenleyeceğini kesinlikle zannetmeyiz.
Erkek arkadaş, sevgilisinin ihanetini öğrenince çok kızar ve topladığı diğer azılı arkadaşlarıyla Cemil Karabağ'ı kovalamaya başlar. Nasıl olduysa Karabağ ve kız ormanın içinde bir yerdedir ve evleri kuşatılır. Karabağ için okkalı bir dayak gözükmektedir.
Karabağ kıza bir veda öpücüğü kondurur ve "Ben dışarıya çıkıyorum, merak etme" der. Dışarı da çıkar. Kızgın kalabalık dayak için hazırken Karabağ kızın sevgilisine gider ve kulağına birşey fısıldar.
Sonrasında erkek sevgili Karabağ'a yol verir. Dayak yemeden kurtulmuş olur.
Kulağa söylenen o tılsımlı söz şuymuş: "O seni seviyor!"
8 Ağustos 2014 Cuma
Satrançta Vidalamak Nedir?
Satrançta "vidalamak" diye bir deyim vardır ve manyele girer. Özellikle yıldırım satranç oynarken oyuncular samimiyse oynattıkları taşı kareye koyunca hemen bırakmazlar ve sağa doğru çevirerek adeta vidalarlar. Bundaki mesaj "Bak taşımı çok kuvvetli bir yere geldim" veya "Çok kuvvetli hamle yaptım" şeklindedir. Tabii bu hareketle rakibin moralini bozmaya çalışırlar.
Arkadaşça ortamlarda bu vidalama hareketi sıkıntı yaratmayabilir ama ciddi durumlarda önemli bir manyeldir ve centilmenliğe aykırıdır.
Ersinan Özkan ve Kahraman Tovim'den bahsetmiştik. 80'li ve 90'lı yılların ilginç ikilisi. İstanbul Satranç Derneği'ne gelme amaçları birbirleriyle oynamak. Oyunları adeta Hacivat ve Karagöz tarzı atışmalar ve çekişmelerle geçiyor. Üstelik dernekte de epey seyirci toplamakta.
Yine bir gün iddiasına satranç oynarlarken manyelleriyle ünlü Kahraman Tovim piyonunu sürer ve uzun uzun piyonu vidalar. Üstün vaziyettedir ve yaptığı bu manyelle rakibinin sinirlerini iyice alt üst etmeye çalışır. Ersinan ters bir bakış atar ama devamında bir şey demez.
Oynamaya devam ederler. Tovim'in konumu bozulur. O gururle sürdüğü ve vidaladığı piyon rakip taşlar tarafından iyice kuşatılmıştır. Nihayet Ersinan bastırır ve piyonu kazanma aşamasına gelir.
Elini piyona atar ve sol tarafa yavaş yavaş çevirir ve en sonunda piyonu alır. Mesaj açıktır: "Sen piyonu vidaladın ya. Ben de o vidayı böyle sökerim!" İstanbul Satranç derneği'nde kahkahalar patlayıverir.
6 Ağustos 2014 Çarşamba
Satrançta nakavt var mı?
En azından FIDE kurallarında böyle birşey yok ama böyle bir durum olabilir. Kurallara çok katı bir şekilde bağlı olan ve kitapta yazmayan hiç bir şeyi dikkate almayan hakemler için aşağıdaki durum sıkıntılı olabilir.
İzak Romi çok başarılı bir satranç antrenörü ve kendisini öğrencisine adayabilen özverili bir öğretmen. Bunun yanı sıra gençlik yıllarında elde ettiği Türkiye Gençler Şampiyonluğu'nun ise ayrı bir değeri var çünkü bu şampiyonluğu Suat Atalık ile yaptığı ikili maç sonucunda kazanmayı başarmış.
Sene belirsiz, turnuva belirsiz ama oyunculardan biri genç İzak Romi. İstanbul Satranç Derneği'nde yapılan turnuvada oynamakta. Romi masaya zamanında gelir. Rakibi ise gecikmiştir ve biraz sallanarak masasına geçer. Salonu hemen keskin bir koku kaplar. Belli ki rakip maça alkollü çıkmıştır.
FIDE kurallarına göre maça alkollü çıkmak yasak değil. Aslında emin değilim ama maç esnasında alkol almak bile yasak olmayabilir. Tabii bunu maç esnasında sarhoş olun diye söylemiyoruz ama belki de gözden kaçan bir nokta. Öte yandan beynin çok önemli bir oyunda kim beynini uyuşturmak ister o da ayrı bir konu.
Neyse hikayemize dönelim. Genç İzak Romi'nin karşısına sarhoş bir rakip çıkar. Açılışı hızlıca oynarlar ve İzak Romi bir yerde uzunca düşünmeye başlayınca rakip sızıverir! İzak Romi hamle yapar ve belki de satranç saatinin sesinden rakip uyanır. Hemen hamlesini yapar ve tatlı uykusuna geri döner. Sızdı, ayıldı tekrar sızdı, ayıldı derken bir anda rakip yere düşüverir.
Bu sefer ayılmaz! Derin sızma gerçekleşmiştir. Derneğin ortasında öylesine yatıvermektedir oyuncu.
Gözler hakeme döner. Eski dönemlerde hakemlik pek çok zaman imece usulü yapılırdı. Zaten dernekte olan bir oyuncu hakem seçilir ve salonda sürekli durmazdı. Zeitnotlar yaklaştığında biraz bakar ve sonralara doğru notasyonları toplardı. Dolayısıyla böyle bir durum olduğunda derneğin ileri gelenleri yorum yapmaya başlamıştı.
Sorun şuydu: Oyuncu yerden kaldırılsın mı kaldırılmasın mı? Eğer dışardan müdahale edip kaldırırlarsa oyuna devam edip bir ihtimal İzak Romi'yi yenebilir ve de bu durumda hakem taraflı müdahalede bulunmuş olurdu. Öte yandan oyuncunun birisinin de yerde yatması da kabul edilebilir durum değildi. Peki ya adam bir sağlık sorunu yaşıyorsa ne olacaktı. Bir süre bunlar tartışıldı. Nihayet oyuncu uyandırıldı "Hadi sen evine git" diye yollandı ve de İzak Romi hükmen kazanmış oldu.
4 Ağustos 2014 Pazartesi
Satrancın Komik Argosu - 1

Yıllar içinde satranç kendi argosunu ve dilini de yaratmıştır. Satranççıların kendine has konuşmaları yerel olabileceği gibi tüm Türkiye'ye de yayılmış olabilir.
Zımbalamak: Rakibin yenmek anlamına gelir. Tahmini olarak rakibi duvara yapıştırmanın duvara zımbalamak haline gelmesi ve sonrasında da zımbalamak olarak kısaltılmasıdır.
Dökmek: Oyunu dökmenin kısaltılmışı. 'Taşlar döküldü' den de gelir. Veya 'Konum döküldü' diye de ifade edilebilir. Dökülen taşlar bir bir tahtanın dışarısına çıkartılır ve en sonunda oyuntamamen dökülür. Kayıp konuma geçmek anlamındadır.
Kısa rok atmak: 1.İki oyun arka arkaya kaybetmek. 2. Küçük tuvalet yapmak.
Uzun rok atmak: 1.Üç oyun arka arkaya kaybetmek 2. Büyük tuvalet yapmak.
Çift kısa rok: Dört oyun arka arkaya kaybetmek.
Olimpiyat halkası takmak: Beş oyun arka arkaya kaybetmek.
Makaraya girmek: Arka arkaya pek çok oyun kaybetmek, iyice demoralize olmak.
Asansör olmak: Bir kazanıp bir kaybetmek. Sıralamada aşağı yukarı gidip gelmek.
Demet atmak: Altı galibiyet üzerinden yıldırım satranç oynamak.
Felç olmak: Taşların koordinasyonunun çok kötü olması sonucu düzgün hamle bulamamak.
Vidalamak: Bir taşı rakibe manyel yapacak şekilde bir kaç kez çevirirek vidalarmış gibi davranmak.
Hava deliği açmak: Genelde sekizinci yatay matlarını engellemek için şah kanadındaki piyonlardan birini sürmek.
Ayçiçeği gibi açılmak: Konumun açılarak rakibe çok fırsat verir hale gelmesi.
Çıplak Şah: Şahın savunmasız kalması.
Dalmak: Bir aletin rakip kanada doğru hareket etmesi. Bu hareket genelde destek görmeyen alet için kullanılır.
Şimdilik bu kadarla yetinelim. Sizin de bildiğiniz satrançla ilgili başka argo kelimeler varsa yorumlara eklemenizden büyük memnunluk duyacağız.
3 Ağustos 2014 Pazar
Satrançta Manyel Nedir?
Manyel argoda sinyal vermek, tuzağa düşürmek gibi anlamlara gelebilir. Satrançta ise rakibin dikkatini dağıtmak, satranç tahtasında rakibin obejktif düşünmesini engellemeye çalışarak avantaj sağlamaya çalışmaktır.
Örneğin bir hamle yaparsınız ve sonrasında üzülmüş gibi bir yüz ifadesi yaratarak rakibe hata yapmışsınız izlenimi verirsiniz. Tahtada yaptığınız hamle gerçekten kötü gibidir. Örneğin boşta bir alet vardır ama rakip o aleti aldığında başına kötü bir şey geliverir. Burada manyelci oyuncu yaptığı manyel ile rakibin sağlıklı düşünmesini engellemektedir.
Bir diğer manyel örneği ise oyun sırasında rakip düşünürken centilmenlik dışı hareketler yaparak rakibin dikkatini dağıtmaktır. Örneğin rakip düşünürken sürekli taşları düzeltmek, rakipten sıkı sık eksikleri doldurmak amacıyla notasyon kağıdını istemek, ses çıkartmak ve hatta rakibin gözünün içine dik dik bakmak klasik satranç manyelleridir.
Bu anlamda Kasparov'un da aslında manyelci bir oyuncu olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin rakibinin kötü bir hamle yaptığını düşünürse şaşkınlığını yüz ifadesi ile belirtir sıklıkla. Aşağılama dolu bir bakış olabilir ki buna alışkın olmayan bir oyuncunun moralinin bozulması kaçınılmazdır.
Yukarıda tipik bir manyel durumu gözükmekte. Kasparov'un abartılı yüz ifadesi sıradan bir oyuncuyu şaşırtabilir veya heyecanlandırabilir. Ne var ki karşısındaki Dünya Şampiyonu Anatoly Karpov onunla en çok oynamış oyuncu ve bu sebeple şüphesiz alışıktır. Yine de %1 bile de olsa Karpov üzerinde etki yaratmış olabilir.
Örneğin bir hamle yaparsınız ve sonrasında üzülmüş gibi bir yüz ifadesi yaratarak rakibe hata yapmışsınız izlenimi verirsiniz. Tahtada yaptığınız hamle gerçekten kötü gibidir. Örneğin boşta bir alet vardır ama rakip o aleti aldığında başına kötü bir şey geliverir. Burada manyelci oyuncu yaptığı manyel ile rakibin sağlıklı düşünmesini engellemektedir.
Bir diğer manyel örneği ise oyun sırasında rakip düşünürken centilmenlik dışı hareketler yaparak rakibin dikkatini dağıtmaktır. Örneğin rakip düşünürken sürekli taşları düzeltmek, rakipten sıkı sık eksikleri doldurmak amacıyla notasyon kağıdını istemek, ses çıkartmak ve hatta rakibin gözünün içine dik dik bakmak klasik satranç manyelleridir.
Bu anlamda Kasparov'un da aslında manyelci bir oyuncu olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin rakibinin kötü bir hamle yaptığını düşünürse şaşkınlığını yüz ifadesi ile belirtir sıklıkla. Aşağılama dolu bir bakış olabilir ki buna alışkın olmayan bir oyuncunun moralinin bozulması kaçınılmazdır.
Yukarıda tipik bir manyel durumu gözükmekte. Kasparov'un abartılı yüz ifadesi sıradan bir oyuncuyu şaşırtabilir veya heyecanlandırabilir. Ne var ki karşısındaki Dünya Şampiyonu Anatoly Karpov onunla en çok oynamış oyuncu ve bu sebeple şüphesiz alışıktır. Yine de %1 bile de olsa Karpov üzerinde etki yaratmış olabilir.
Satrançta Ters Manyel
Bir de satrançta ters manyel vardır. Örneğin hata yapmışsınızdır. Bununla beraber hatayı tam değerlendirebilmek için iyi hesap yapmak gerekir ama nihayetinde hamle hatalıdır. Rakip bu hatanızdan yararlanıp alet kazanabilecektir. Bu durumda hatanızı fark etmiş gibi heyecanlanma numarası yapabilir oyuncu. Rakibe vermek istediği sinyal 'Hata yapmadım ama hata yapmış gibi manyel yaparak seni aslında tuzağa düşürüyorum"dur. Oysa ki hamle gerçekten hatadır ve ortada tuzak falan yoktur. İşte rakibi manyel yaptığına inandırmak amacıyla yapılan bu manyele "Ters manyel" denir.
İyi bir satranççı sadece tahta ile değil ama çevre koşulları ile de ilgilenmek zorundadır. Turnuva salonunda gürültü olabilir, salon iklimi rahatsız edicidir ve yukarıda anlattığımız gibi rakip davranışlarıyla rahatsız edebilir. Rakip üzülmüş gibi davranarak manyel yapıyor diye hakeme şikayet edemezsiniz. Yapmanız gereken tam olarak oyuna konsantre olmaktır.
Ne var ki gürültü yaparak rakibin dikkatini dağıtmak ve sürekli taşları düzeltmek gibi davranışlar muhakkak hakeme şikayet konusu olabilir.
Yüzyüze satrancın değişik bir yönüyle sizi tanıştırmak istedik. Tüm oyuncuların bu tür yollara başvurmayıp centilmen bir şekilde satranç tahtasına odaklanmalarını dileriz.
Aşağıda Kasparov'un hakemi kovalaması bile manyel kategorisine girebilir.
Aşağıda Kasparov'un hakemi kovalaması bile manyel kategorisine girebilir.
2 Ağustos 2014 Cumartesi
FM Can Yurtseven, Sıra Dışı Bir Karakter
Türkiye Şampiyonu Can Yurtseven İstanbul Satranç Derneği'ne geldiğinde bir başka Türkiye Satranç Şampiyonu Adnan Şendur taciz atışlarına başlar. "Can sen satrançtan anlamazsın, acemisin. Bir demet satranç oynarsak seni 6-0 yenerim." Normalde tepki toplayacak bu sözler Adnan Şendur için gayet doğal kabul edilir çünkü insanlar "Adnan Şendur bu. Ne yapsa yeridir." havasındadır. Can Yurtseven de Adnan Şendur'un konuşmalarını normal karşılar ve "Peki oynayalım o zaman" der.
Satrançta demet altı galibiyet elde edene kadar oynamaktır. Zaman kontrolü ise beşer dakikadır. Klraisk Garde saatler kullanılır. Bu saatler saplamlığıyla ünlüdür çünkü yedikleri darbelere karşı çok dirençlidirler.
Demet başlar ve ilk oyunu Can Yurtseven kazanır. Yurtseven kazanmasına rağmen ağzını açmaz ama dudaklarında bir tebessüm vardır. Adnan Şendur hemen tepki gösterir. "Acemisin sen. Şansına kazandın" İkinci oyuna geçilir. Yine Yurtseven kazanır. Durum benzerdir. Adanan Şendur konuşur. Can Yurtseven konuşur. Üçüncü oyun yine Yurtseven'indir. Olay Fischer - Taimanov veya Fischer - Larsen maçına döner. En sonunda Yurtseven maçı 6-0 kazanır.
Adnan Şendur sanki daha yeni 6-0 yenilmemiş gibi konuşamaya devam eder. "Sen acemisin, seni yenerim.." En sonunda Can Yurtseven de dayanamaz konuşur: "Oğlum yeni 6-0 kaybettin. Biraz sus da kafamızı dinleyelim!" Tabii bu maçı izleyen seyirciler de kendilerini gülmekten alıkoyamazlar.
Rahmetli Demir Büyüközkaya'nın bu tür satranççılar için bir lafı vardı: "Gücü çenesinde"
Satrançtan erken yıllarda kopan Can Yurtseven senelerce bilgisayar programcılığı yaptı. Son yıllarda ise TSF'nin antrenörü olarak çalışmakta ve Antalya'da ikamet etmekte.
Aşağıda Can Yurtseven ve GM Atalık yıldırım oynarken.
1 Ağustos 2014 Cuma
Hacivat ve Karagöz satranç oynasaydı nasıl olurdu?
Hacivat ile Karagöz'ü aklınıza getirin. Tabii yeni nesil için bu ikili çok şey ifade etmeyebilir ama Hacivat ile Karagöz'ün satranç oynadığını düşünün ve neler olabileceğini tahmin edin. Kahraman Tovim ve Ersinan Özkan neredeyse Hacivat ile Karagöz'ün satranç dünyasındaki olası halleri gibiydi. Komedi unsurlarında zıtlıklar ve zıtlıkların yarattığı durumlar kahkaha unsurlarını destekler. Hacivat kültürlü, Karagöz ise cahildi. Hacivat soğukkanlıydı, Karagöz ise çabuk kızardı. Satranç dünyasında da Kahraman Tovim şişmandı, Ersinan Özkan ise zayıf. Tovim'in sinirleri sağlamdı, Özkan'ınki ise zayıf. Tovim çok iyi eğitim görmüştü. Rober Koleji mezunuydu ve Fizik eğitimi almaktaydı. Özkan ise uzun bir eğitim almamış, çalışma yaşamına erken girmişti. Tovim bir sürü dil bilirdi ama Özkan'ın bildiği yegane dil Türkçe idi. Tovim çok konuşur ve rakibinin taciz eder, sinirlerini bozardı. Ersinan Özkan ise az konuşur ama yeri geldiğinde taşı gediğine koyardı. Komedi filmi çekilmek istense bundan daha iyi bir ikili olamazdı. Daha eskilere Lorel ile Hardy'yi de hatırlatmıyorlar değildi.
Karakterleri biraz da olsa tanıdık. Bu ikilinin İstanbul Satranç Derneği'ne yegane gelme sebepleri birbirlerini yenebilmekti. Kazanan büyük bir coşkuyla eve döner kaybeden ise yarınki maçı iştahla beklerdi.
İkili yıldırım satranç oynardı ama Kahraman Tovim daha güçlü olduğu için avans verirdi. Örneğin Tovim'in 2 dakikası varken Ersinan 5 dakika ile oynardı. Oyunlar demet şeklinde oynanırdı. Yani 6 galibiyete ulaşan kazanırdı. Tovim'in en büyük kozlarından birisi ile rakibinin zayıf sinirlerini bozmaya yönelik taktikleriydi. Oyunda konuşma serbest olduğu için rakibi küçümseyen konuşmalar sık yapılırdı. Örneğin Kahraman Tovim bir piyon mu kazandı, hemen aşağılayıcı konuşmalara girişirdi. Devamında gelen hatalar da işini kolaylaştırırdı. Bu arada oyunların parasına oynandığını da belirtelim. Yüksek bir paraya oynamıyorlardı ama rakibin parasına el koymak ayrı bir gurur ve dalga geçme kaynağıydı.
Yine bir gün bu ikili satranç oynarken Tovim rakibinin iyice sinirlerini bozmuştu. Ne var ki o oyunda da Ersinan çok iyi konumdaydı. Herşey lehineydi. Bu sırada Kahraman Tovim tahtanın dışında duran veziri aldı ve sert bir şekilde önüne koydu. Bu birazdan vezir çıkacağım onun için hazırlık yapıyorum anlamına gelirdi. Oysa ki bırakın vezir çıkmayı Tovim2in geçer piyonu bile yoktu!
Ersinan'ın sigortası atıverdi. Hakemin müdahale etmesini rakibin manyel yaptığını (manyel: satranç oyununda rakibi rahatsız edici davranış) söyledi. Artık aralarında o kadar gerilim olmuştu ki Eski Türkiye Şampiyonu Ateş Ülker'i hakem olarak atamışlardı.
Ateş Ülker "Vezire çıkmak için kandidat var mı?" diye sordu. Yani vezire çıkmak için aday piyon var mı diye öğrenmek istiyordu. Tovim hemen açıklamaya girişti. "Ateş abi, şu anda geçerim yok ama kalemle şöyle gelip isteyeceğim ve sonra piyonu alıp veziri çıkacağım." Ersinan kendini çok haklı gördüğü bu durumda Tovim'in bu ateşli açıklamalarıyla üstünlük elde etmeye çalıştığını görünce bir anda çıldırıverdi ve "Ne kandidatı ulaaan!" diyerek naralar attı ve Vatan abinin ünlü korkutucu salam bıçağını kapıverdi. Neyse ki araya girenler durumu sakinleştirdi.
Ertesi gün ikili hiçbir şey olmamış gibi mücadelelerine devam ettiler.
Yeri gelmişken Karagöz ve Hacivat ile Satranç Öğreniyorum kitabının Broy Yayınevi tarafından basıldığını da söyleyelim.
Ve son olarak "Hacivat ile Karagöz Neden Öldürüldü" filmi de güzeldir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





